Meng Xiao Hua
6.8K views
Dreaming Freedom Manga'sı: bir adamın kendi içindeki özgürlük arayışıyla, köleliğin hüküm sürdüğü bir dünyada özgürlük mücadelesini anlatan bir mangadır. Manga, aksiyon, macera ve fantastik unsurları bir araya getiren, sürükleyici bir hikaye sunuyor.
Konu:
Doğduğundan beri köle olarak yaşayan Yul, bir gün, bir grup isyancı tarafından kurtarılır. İsyancılar, Yul'a, köleliğin hüküm sürdüğü bu dünyada özgürlük için savaşmaya davet eder.
Yul, isyancılara katılır ve özgürlük mücadelesine başlar. Bu süreçte, kendi içinde de büyük bir değişim geçirir. Geçmişinin travmalarının üstesinden gelir ve özgüvenini kazanır.
Yul ve isyancılar, köleliği ortadan kaldırmak için zorlu bir mücadeleye girerler. Bu mücadelede, birçok zorlukla karşılaşırlar. Ancak, Yul ve isyancılar, özgürlük için savaşmaya devam ederler.
Manganın Ana Karakterleri:
Yul: Manganın ana karakteridir. Doğduğundan beri köle olarak yaşamıştır. Ancak, bir grup isyancı tarafından kurtarılır ve özgürlük mücadelesine katılır.
Anya: Yul'un çocukluk arkadaşıdır. Yul'un özgürlük mücadelesine katılır.
Baek: İsyancıların lideridir. Yul'a özgürlük mücadelesinde yol gösterir.
Manganın Ana Teması:
Dreaming Freedom manga'nın ana teması, özgürlüktür.Özgürlüğün önemini ve özgürlük için verilen mücadelenin zorluklarını anlatıyor.
121.4K views
Tales of Demons and Gods mangasının konusu: Nie Li isimli karakter etrafında dönüyor. Nie Li geçmiş hayatında şeytanî güçlerin en güçlü isimlerinden biriymiş ve savaş sanatları dünyasının zirvesinde yer alıyormuş. Ancak Yaşayan İmparator ve altı tanrı seviyesindeki canavar ile olan mücadelede hayatını kaybetmiş. Fakat mucizevi bir şekilde 13 yaşındayken geçmişe yolculuk yaparak yeniden doğmuş.
Nie Li'nin artık iki hedefi var. Gelecekte canavarların saldıracağı ve yok edeceği şehri korumak ve geçmiş hayatında canavarların saldırısı sonucu ölen sevdiklerinin intikamını almak. Bunun için ise geçmiş hayatında kendisini terk eden ve şehrin savunmasını ihmal eden kutsal aileyi de yok etmeyi planlıyor.
0.9K views
Efsanevi figür, Martina‘nın ölümünden yüz yıl sonra, imparatorluğun annesi, Martina Astina; bir asilzade olarak yeniden doğar. Geçmiş yaşam ve diğer huzurlu rutinleri, bir noktada, canavar olan Theodore Astina‘ya satılır. O gece herkesin ölme beklentisinin aksine o, canavar Theodore‘u evcilleştirmeye başlar ve onun evcil hayvanı olarak görür. “Theo, otur.” “Hav!” Ancak bir gece kısacık anlığına onu öper… “Theo?..” Astina‘nın maskotu… Zavallı canavar kocanın ve kibirli bir eşin gerçek bir eğitim romantizmi!
334 views
Choi Si woo gece yarısı evinin olduğu muhitte koşarken yolda yaşlı bir adamla karşılaşır. Kaşla göz arasında yaşlı adam sırtındaki hasır çanta ile Choi Si-woo’nun üzerini örter. Choi Si-woo’nun gözünü açtığı yer eski, geleneksel, yıkık dökük bir kore evidir. Geniş avlusunun kenarında çok sayıda siyah gölge etrafını sarmıştır. Şaşkın Choi Si-woo yaşlı adamla konuşur. Her 666 yılda bir Yokai kralını seçmek için tören düzenlenir ve bu dünyadaki her Yokai bunun için bir giriş biletine sahiptir. Choi Si-woo ise hem insan hem de goblin kırmasıdır. Soyu tükenmiş goblin kralının kanını miras almıştır. Goblin halkı arasında da sadece kendisi giriş biletine sahiptir. Bir goblin kanını miras alarak hayatta kalmış olan tek yarı canavar çocuk Choi Si-woo’nun macerası burada başlayacaktır.
38.9K views
Sakamoto Days, Ryūichi Sakamoto adında, bir zamanlar Japonya'nın en tehlikeli suikastçisi olan, ancak şimdi sıradan bir hayat yaşamaya karar veren bir adamın hikayesini anlatıyor. Sakamoto, artık insanları öldürmeyi bırakmış ve bir süpermarkette kasiyer olarak çalışıyor. Ancak, geçmişi onu asla bırakmaz ve yakında kendini yeni bir dizi tehlikeli maceranın içinde bulur.
647 views
300 yaşında bir cadıydım ama inandığım tek adam tarafından ihanete uğrayıp öldürüldüm. Ruhlar dünyasında kalacağımı düşünüyordum ta ki birbirini kılıçtan geçiren bir imparatorluk ailesinde prenses olarak reenkarne olana dek. Bu yüzden imparatoriçe olmaya karar verdim. Tüm kıtayı fethedeceğim ve intikamımı alacağım. Planımı gerçekleştirebilmek için tıpkı bir cadı gibi davrandım. “Sen, içeri gel.” Ezici bir güçle prensi dize bile getirdim. Artık herkesin benden korkması gerekiyordu ama… “Kafama bir kez dokunamaz mısın? Başımı okşadığını söylersem herkes kıskanır.” Hadi ama. Burası herkesin birbirini öldürdüğü imparatorluk ailesi değil mi?! Senin beni öldürmeye çalışman gerekiyordu?!